|
TARİHTE VE COĞRAFYADA HIRKA
TARİH
Köyün kuruluş tarihi, Sandıklı'nın Türkler tarafından fethine ve buraların iskan edilmesine kadar geri gider.
COĞRAFİ YAPI
Şimdiki yerleşim yerinin ikinci yerleşim yeri olduğu söylenmektedir. Köyün daha önceleri, şimdi Küçük Kırka denilen ve Küçük Kırka mevkii adıyla tarla olarak değerlendirilen bölgede yerleşik olduğu sanılmaktadır. Sonra şimdi henüz bilinmeyen bir nedenle şimdiki yerleşim yerine taşınmış olduğu ifade edilmektedir.
Köyde bölgeye (İÇ BATI ANADOLU, İÇ EGE) has olan tipik karasal iklim hakimdir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır.
KOMŞU KÖY VE KASABALARIMIZ
Hırka köyünü çevreleyen Komşu kasaba ve köyler;
Doğu'da Koçhisar, Gürsu,
Güney'de en yakın komşumuz Baştepe,
Güneydoğu'da Kızılca, Sorkun,
Batı'da bir başka en yakın komşumuz Emirhisar,
Kuzeybatı'da Alagöz,
Kuzey'de Odaköy, Dodurga, Kuzeydoğu'da Kuyucaklar (Kuyucak, Ülfeciler, Baş Kuyucak)dır. (Bkz. Sandıklı Haritası)
"Valde Sultan evkafına dahil Yeni-il Türkmenlerinden Rakka'ya iskanları ferman olunan ve Tarsus ile Misis arasında oturan Musacalu cemaati perakendelerinden Câber cemaati de, şakavet üzre idi. Mezkûr cemâat 400 kadar haneleriyle kış mevsiminde Aydın ve Saruhan sancaklarına gidip, İlkbaharda buradan Karahisar sancağına tâbi Sandıklu kazası köylerinden Bektaş, Kızık, İsaözü (İsalı), Dutağacı, Kargın, Akay ve HIRKA çevrelerine geliyorlardı. Adı geçen köyler ahalisi üzereine maktu' kaydedilmiş bulunan mer'a ve ekili alanlara büyük zarar vermeleri, hayvanlarını gasb, bağ ve bostanlarını tahrîb ederek, daha başka çeşitli zararları sebebiyle, Sandıklu nâibi tarafından bu bölgeden atılmaları için verilen arz sonucu, iskân mahalleri olan Rakka'ya nakledilip yerleştirilmeleri hususunda 1709 yılında Rakka valisine emir verildiği gibi, Karahisâr-ı sahip sancağı mutasarrıfına, Karaman valisine ve Adana ile Maraş Beylerbeyine de bu yolda fermanlar gönderilmiştir."
Bkz. Yusuf Halaçoğlu, XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, s. 51-52, TTKY., Ankara, 1991, (İkinci Baskı); (MAD; nu. 8458, s. 256'dan)
NOT:
Eğer buradaki geçtiği şekilde köyün adı, "HIRKA" ise, bu ad ne zaman verildi, ne zamandan beri kullanılmaktadır.
Eğer "Hırka" adı doğru ise, "HIRKA" olarak telaffuz zor olduğu için mi "Kırka", hatta "Gırka" olarak telaffuz edilmiş ve bu şekildeki söyleniş biçimi, Köylü ve çevre ahali arasında yaygınlaşmıştır?
Eğer böylee bir durum var ise, başta Haritaolmak üzere, bazı eski tapu kayıtlarında ve rayiç listelerinde "Kırka" adı ne zamandan beri kullanılmaktadır?
|
|
|
|
|
|
|
HIRKA RİVAYETİ
Köyün adının "Hırka" olduğu, Nüfus ve Tapu kayıtlarında görülmektedir. Bu ada ait bir rivayet veya gerekçe duymadım. Nüfus ve tapu kayıtlarında ise ne zamandan beri "Hırka" olarak geçtiği konusunda şu anda elimde bir veri yok. Yani bu adlandırmanın sadece Cumhuriyet sonrasında ve köy arazilerinin tapu kayıtları yapılırken mi bu şekilde geçtiği konusunda bir kesin veri sahibi değilim. Yalnız Yusuf Halaçoğlu'nun, "XVIII: Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun İskan Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi" adlı kitabında, 1709 tarihli bir (Emir-İrade-Buyruk-Ferman) vesikadan öğrenildiğine göre, Sandıklı'ya bağlı olan bazı köylerle birlikte Musacalu Aşiretinden Caber taifesinin mera ve ekinlerine tecavüzde bulunduğu köyler arasında adı zikredilirken, "HIRKA" olarak geçtiğini görüyoruz. (Ancak Harita'da ve Sandıklı Belediyesi "Yolluk-harcırah matrahı konusundaki rayiçler listesi"nde "Kırka" olarak geçtiğini biliyorum)
2005 Ağustos'unda kendisiyle görüştüğüm ve bu konuyu sorduğum eski muhtarlardan Hasan ÖZDEMİR, köyün adının "Kırka" olmadığını, "Hırka" olduğunu söyledi. Bu adın ne demek olduğu ve nereden geldiği konusundaki soruma ise, "bilmediğini" söyleyerek cevap verdi.
Bu konuda bilgi sahibi olabileceğini düşündüğüm, ama şu anda daha önce, kendisi hayattayken sorup sormadımı da hatırlamadığım, (en azından sormuşsam bile bu konuda net bir şey söylemediğini düşündüğüm, çünkü böyle bir cevap alsaydım, zihnimde küçük bir bilgi kırıntısı kalırdı)birisi olarak rahmetli Hacı Mustafa DALKILIÇ (Çete) dedem (1913 - 1998 Allah rahmet eylesin) belki bir şeyler bilirdi. Dediğim gibi, ya ben sormadım, ya da sorduysam da bilmediğini veya kayda değer bir cevap vermediğini düşünüyorum.
Eğer, "Hırka" rivayeti ile ilgili olarak, Yavuz Sultan Selim zamanında, "Mübarek Kutsal Emanetler", ülkemize getirilirken, burasının yol güzergahı üzerinde olduğu ve bu emanetleri getiren kafilenin köyümüzde mola verdiği ve ağırlandığına ve bu adın bu zamandan kaldığına dair bir rivayet duyarsanız, (bu konuda belki yaşları 30-40 arasında ve bunlardan duyabilecekleri düşündüğüm bazı yaşlılar da olabilir)bu konuda kesinlik olmadığını hemen düşünebilirsiniz.
Bu husus, benim yaklaşık 10-15 yıl önce, köyün adı konusundaki araştırmalarım esnasında, "ne olabilir? nereden gelebilir? Acaba böyle bir durum olabilir mi?" diye düşünürken, bir yaz köyün harman yerinde, şu anda park sahası içinde, voleybol oynayan gençleri seyrederken, gençlere, "ne dersiniz, bir bilginiz, duygunuz var mı? böyle bir şey olabilir mi?" diye sorduktan, bu arada gençlere, Kutsal emanetler ve "Hırka-yı Şerif" konusunda bilgi aktardıktan sonra; bunun bir zaman sonra köyün adı ile bağlantılandırılacağını, belki değişe değişe farklılaşacağını, köyün adı olarak konulma konusunda değişe değişe söylenmeye devam edebileceği fikri aklıma geldi.
"Aşağı mahallede yalan söyle, yukarı mahallede kendin inan" veya "yukarı mahallede yalan söyle, aşağı mahallede kendin inan" vecizesini de hatırladım. Bu durumu, orada, İbrahim BAŞTEPE Hocama da söyledim. "Bakalım zihinlerde nasıl kalacak, insanlar nasıl hatırlayacak?!" diye ekledim ve yukarıdaki vecizenin durumunu hatırlattım.
Ertesi yıl veya birkaç yıl sonraki yaz tatil aylarında, gençlerle aynı yerde, aynı ortamda, voleybol oynayan gençleri seyrederken, İbrahim Hocama da hatırlatıp, gençlere köyün adı ve tarihi ile ilgili soruyu yönelttim. Bir genç, yukarıda anlattığım bilgiyi anlattı, ama az sonra, "Bayram Hocam, ben bunu geçen sene senden dinlemiştim. Sen anlatmadın mıydı, bunu?" deyince, Ben "Kutsal Emanetler" ve "Hırka-yı Şerif" konusunda daha önce anlatım yaptığımı, ancak bunu köyün adı ile irtibatlandırmadımı, köyün adı olan "Hırka"nın ne olduğu konusunda gençler bir şey bilmeyince, gençlere bu konuda aydınlatıcı bilgi verdiğimi, böyle bir olayı tarihi bir hadise olarak bir yerde okumadığımı, dolayısıyla, böyle bir şey söylemediğimi anlattım ve İbrahim Hocama dönüp, daha önceki konuşmalarımızı hatırlattım. Halk muhayyilesi, bazen birleştirmele yaparak ilginç anlatımlar ortaya çıkabilir.
(Eğer köyün adı "Hırka" ise, Yusuf Halaçoğlu'nun yukarıda belirttiğim eserindeki bilgi dışında, evet ben böyle bir tarihi okuma yapmadım, böyle bir örnek hatırlamıyorum; ancak belki de olabilir.Tarihi veri gerekli.
Ya da ne olabilir? Köyün kurucusu olan EREN; YAREN; DERVİŞ; ULU KİŞİSİNİN veya KÖYÜ KURAN ERENLERİN GİYDİKLERİ "HIRKA"YA NİSBETLE OLABİLİR Mİ BU ADLANDIRMA? VEYA BAŞKA BİR GEREKÇE? BELKİ DE GERÇEKTEN "HIRKAYI ŞERİF" İLE ALAKALI BİR ADLANDIRMA DA OLABİLİR. KİMBİLİR?! YAZILI BİR KAYIT, BELGE, AKLA UYGUN BİR MANTIKİ AÇIKLAMA ARIYOR İNSAN. YA DA MUHAYYİLENİN MANTIĞA UYGUN GELEN BİRLEŞTİRMELERİ!
B. Dalkılıç 27.02.2006
İlk Yazılış: İkinci Cemre'nin Suya Düştüğü Gün
Bazı ekler: 05.04. 2006 (Nisan 5)Perşembe
|
|